Sosyal Ağlarda Kimlik Gizliliği
2 Mar
Twitter, Friendfeed ve hatta Facebook gibi sosyalitenin tavan yaptığı alanlarda kimliklerini gizleyenlere saygı duyuyorum. Evet, her ne kadar düşünce özgürlüğünün olduğu yönünde nârâlar atsak da bir şekilde düşüncelerinizin bir gün size karşı kullanılabilme ihtimali var. (Tabi bu kişinin çevresi, yaşamı, amaçları ve daha bir çok etkenle ilgili bir durum.) Kimlik gizliliği ile tabuları yıkıp, bu topluma geleneksel bazı düşüncelerin saçmalığını farkettirmek isteyenler var ki alacağı tepkinin boyutunu az da olsa tahmin edebiliyorsak, bu insanlara anlayışla yaklaşmamamız için hiçbir sebep yoktur.

This Is Who I Am
Bir de kimlik gizliliğini aşağılık amaçlarına hizmet ettirmeye çalışanlar var ki bu varlıklara zerre kadar saygı duyduğumu söyleyemem. “Aşağılık amaçlar” sözünden kastım bu varlıklarının düşünceleri, siyasi görüşleri, inanışları değildir. Kastım bu varlıkların düşünceleri, siyasi görüşleri, inanışları kendileri için popülite aracı olarak görmesidir. Zira alıntı nedir bilmeyen bu varlıkların, alıntı cümlelerini manipüle edip daha sonra manipüle ettiği cümleleri yobazca eleştirmeleri(“yobazca eleştirmek” söz öbeği yerinde olur mu bilemedim. hakaret etmek, küfür etmek, aşağılamak neyse o işte.) pek de anormal karşılanmamalı belki.
Kimliğini bilmediğimiz kişi diyor ki:
“itiraf ediyorum, bilmemkimin okulunda okudum, çok utanıyorum böhüüüü” diyen küçük beyinler, bu aptal hareketlerinin daha utanç verici olduğunu ne zaman anlayıp utanacak acaba? ya da olacak mı bu? ümitvar olmak gerek..
“itiraf ediyorum, bilmemkimin okulunda okudum, çok utanıyorum böhüüüü” ifadesinin Pınar isimli bir kullanıcı tarafından yazılmış orjinal hâli “#itiraf; ortaokulda Fetoş’ un dersanesine gitmiştim..” İşte bu ifadeye bir güzel cevap veriyorum. Tabi fazlasıyla sivrilen arkadaşımız dikkat çekme girişimlerine genelde cevap bulamadığı için başlarda bu cevabıma çok şaşırıyor. Daha sonra yaptığım onlarca yorumdan 3-4 tanesini silerek rezilliğini, düşüncelerinin saçmalığının nasıl da gözler önüne serildiğini saklamaya çalışıyor.
Ben de bir feed açarak diyorum ki:
Sosyal ağlarda kimlik gizleme olayına karşı değilim. (Düşünce özgürlüğüne olan iyi duygularımdandır.) Fakat rumuzunun ardından kişiliğim hakkında ezikçe haykırışlar yapan, hakaret eden ama kendisine hakaret edilmesine tahammül edemeyen ne idüğü belirsiz bu varlıkları eleştirmem pek de ilginç karşılanmamalı.
Bu ortam fikir-alışverişi için var. Sen burada zaten sadece abone sayına endekslenmişsen baştan kaybetmişsin. Nasıl eleştirirsen öyle eleştirilirsin. Ve senin yöntemlerinle seni eleştirenlerin yorumlarını silersen insanlar sana “öküz olunmaz, doğulur” haykırışları atarlar. Sayın “bi do”, ya haddinizi biliniz ya da haddimizi bilmediğimiz bir ortamda düşüncelerinizin saçmalığının yüzünüze vurulmasına izin veriniz
Manipüle yeteneğinizi sorgulamıyorum. Ama kendinizle çelişmeyin en azından. Savunabilecek bir düşüncenizin olmaması ne kötü. Ettiğiniz hakaretlerden başka savunduğunuz bir şey olmaması ne kötü. Manipüle ettiğiniz alıntılar ve hakaretleriniz… Sizin için çok şey ifade ediyor değil mi?
Dipnot: Daha fazla alıntı yapardım elbette, yorumlar silinmeseydi eğer… “Öküz olunmaz, doğulur” dedirtiyorsunuz insana.
Why Does It Always Rain On Me?
7 Şub
Travis’in “The Man Who” albümünden kopup gelen; kimilerine göre şaheser, kimilerine göre ise emoların dilinde dolanan, karamsarlık yaratmaktan öte gitmeyen bir parçadır “Why does it always rain on me?“. Bana göre ise bir şaheser olmakla birlikte emoların dilinde dolanan, aşırı karamsarlığın dışa vurulduğu bir şarkı değildir ki tip tanımlaması yapıp, anında gruplaşan zihniyet ile aynı düşünceyi paylaşmam söz konusu bile olamaz. (Bu arada emo değilim.)

Travis - Flowers In The Window
Grubun efsane parçası olması pek de şaşırtıcı değildir. Ki her şeyde olduğu gibi bu parçanın da efsane olmasında şansın yardımı gözardı edilemeyecek kadar fazladır. Glastonbury’de kuru ve sıcak geçen bir günün ardından şarkının daha ilk nakaratını söylerken yağmurun başlaması Travis grubunun başına gelen en iyi şeylerden biridir. Ertesi gün bu olayın tüm gazete ve televizyonlara konu olması; “Why does it always rain on me?” şarkısının bir nevi marş hâline gelip, dillere dolanmasında büyük rol oynamıştır.
Şarkıda defalarca tekrarlanan, mecazi anlam patlaması yaratabilecek soru: “Why does it always rain on me?“. Grubun sempatik oğlanı ve aynı zamanda şarkının yazarı Fran Healy bu soruya masumca bir cevap vermiştir: “Is it because i lied when i was seventeen?“.(Soruya soruyla verilebilecek cevaplardan…) Bu masum cevap ya da daha gerçek anlamıyla soru, geçmişten kopamayışın açık bir belirtisi… Bu soruyu ilk duyduğumda aklıma gelen şey Karma Felsefesi‘nin ta kendisi idi. Tam da o sırada Earl Hickey‘nin surat ifadesi acı bir gülümseme yaratmadı diyemem hani.

Earl Hickey
Yağmurun gelişiyle birlikte yeniden listemde yerini alan “Why does it always rain on me?” parçasını dinleyin tabi. Comfortably Numb kadar olamasa da yeri ayrıdır, hoştur, güzeldir. Zirâ mevsimlik bir şarkıdır.
Facebook’un Yeni Tasarımı
5 Şub
Bazılarınızın da bildiği gibi Facebook‘u sevmeyen ama hayvanlar gibi de kullananlardanım. Facebook da güzeldi eskiden, bayramlar da öyleydi hani. Aslında anlatamıyorum ben. Şöyle ki ben Facebook’tan nefret etmiyorum aslında. Bu güzel icâdın nasıl içine edildiğini hayretler içerisinde izliyorum sadece. Zaten Facebook’ta izlemekten ötesine gitmiyorum da çoğu zaman. Eskiden Facebook güzeldi anlayacağın.
Gece saat 00.00 sularında, tam da monotonlaşmaya başlamış internet serüvenime bir nebze olsun can katan Facebook’a buradan teşekkürlerimi iletirim.(Başıma bir şey gelmeyecekse?) Bu arada yeni arayüz henüz tüm kullanıcılar için aktif değil maalesef. Sebebini sormayın, ben de bilmiyorum.

Anasayfa - Facebook Yeni Tasarım
Yine de bana göre; Facebook’un arayüzü basitleştirme, daha kullanışlı bir hale getirme çalışmaları zaman aşımına uğradı. Face’in bu arayüze ulaşana dek ne kadar saçmaladığına 350 milyon şahit!

Profil - Facebook Yeni Tasarım
Yeni tasarımda üstmenü hârikulade olmuş ilk olarak. Çevrimiçi arkadaşların yan menüye taşınması ve sohbet çubuğunun hâlihazırda bulunması, sadece kullanıldığı zaman genişlemesi güzel bir düşünce. Fakat anasayfanın alt kısımlarına doğru ilerlediğinizde, içerik bloğunun sağ ve sol yanlarında bulunan çizgiler biraz fena geldi bana, baydı. “Yeni tasarımı beğenmeyen bizden değildir.” derler şimdi, çok kırılırım.
Yazı sonu sosyal mesajları:
- Allah’ı seven 999.999.999 kişi henüz bulamamışlar. Mümkünse bi’ el atın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun(!)
- How to suck at Facebook? Paylaşmasam ölürdüm.
Kelimebaz: Sevan Nişanyan
10 Oca
Düşüncelerini çekinmeden söyleyebilme cesaretine sahip, açık sözlülüğü tavan yapmış, 12 dil bilen, ülkesi için çalışan bir Türkiyeli… Böyle tanımlamalardan nefret etsem de bunu yapmam gerekiyordu, sebebini sormayın.
Elbette tabuları yıkma girişiminde bulursanız cezalandırılırsınız. Doğduklarında böyle yaşaması gerektiği söylenen bu insanların umutlarını ellerinden alıyorsunuz. Sinirlenecekler, küfredecekler, saygı duyamazlar. Yanlış da olsa düşünceleriniz üzerine düşünemezler bir an bile. Çünkü onlar düzenin sağlanması için söylenen hikayelere fazlasıyla inandılar. Çünkü onlar anlatılan tarihi hikayelere inandılar. Güzel olan hikayeleri zihinlerinin baş köşesine kazıdılar. Gören gözlerinin sınırları, sahip oldukları at gözlüklerinin ötesine geçemedi.
Tarihi okul kitapları dışında incelemeyen, kulağa güzel gelen her hikayeye inanan ve ezber yapan bu zihniyetin biraz olsun düşünüp, sorgulaması gerekmiyor mu?

İnançlara değil, insana saygı duyarım.
Sevan Nişanyan’ı tanımak: Ekşi Sözlük, Wiki
Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.
Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.
Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!
Düşüncelere saygı duymayı öğrenmek gerek. Sevan Nişanyan tarih, din ve siyaset üzerine düşüncelerini dile getirdiği için ölüm tehditleri alıyorsa öküzümsü insanlar şüphesiz var! Böyle bir zamanda onun arkasında durmayı göze alamayan Taraf gazetesi de düşünceye olan saygısını ve değer yargısını açıkça gösterdi. (Ayrıntılı bilgi) Bir kişinin tüm düşüncelerine katılmanız mümkün değildir. Sevan Nişayan’ın düşüncelerinin büyük bir kısmına katılıyorum ve ilgiyle takip ediyorum.
Bazı yazıları:
Sevan Nişanyan’ın Taraf gazetesindeki tüm yazıları: http://www.taraf.com.tr/yazilar.asp?id=102


