Why Does It Always Rain On Me?

Travis’in “The Man Who” albümünden kopup gelen; kimilerine göre şaheser, kimilerine göre ise emoların dilinde dolanan, karamsarlık yaratmaktan öte gitmeyen bir parçadır “Why does it always rain on me?“. Bana göre ise bir şaheser olmakla birlikte emoların dilinde dolanan, aşırı karamsarlığın dışa vurulduğu bir şarkı değildir ki tip tanımlaması yapıp, anında gruplaşan zihniyet ile aynı düşünceyi paylaşmam söz konusu bile olamaz. (Bu arada emo değilim.)

Travis Grubu

Travis - Flowers In The Window

Grubun efsane parçası olması pek de şaşırtıcı değildir. Ki her şeyde olduğu gibi bu parçanın da efsane olmasında şansın yardımı gözardı edilemeyecek kadar fazladır. Glastonbury’de kuru ve sıcak geçen bir günün ardından şarkının daha ilk nakaratını söylerken yağmurun başlaması Travis grubunun başına gelen en iyi şeylerden biridir. Ertesi gün bu olayın tüm gazete ve televizyonlara konu olması; “Why does it always rain on me?” şarkısının bir nevi marş hâline gelip, dillere dolanmasında büyük rol oynamıştır.

Şarkıda defalarca tekrarlanan, mecazi anlam patlaması yaratabilecek soru: “Why does it always rain on me?“. Grubun sempatik oğlanı ve aynı zamanda şarkının yazarı Fran Healy bu soruya masumca bir cevap vermiştir: “Is it because i lied when i was seventeen?“.(Soruya soruyla verilebilecek cevaplardan…) Bu masum cevap ya da daha gerçek anlamıyla soru, geçmişten kopamayışın açık bir belirtisi… Bu soruyu ilk duyduğumda aklıma gelen şey Karma Felsefesi‘nin ta kendisi idi. Tam da o sırada Earl Hickey‘nin surat ifadesi acı bir gülümseme yaratmadı diyemem hani.

my name is earl Why Does It Always Rain On Me?

Earl Hickey

Yağmurun gelişiyle birlikte yeniden listemde yerini alan “Why does it always rain on me?” parçasını dinleyin tabi. Comfortably Numb kadar olamasa da yeri ayrıdır, hoştur, güzeldir. Zirâ mevsimlik bir şarkıdır.

Travis – Why Does It Always Rain On Me

More >

Facebook’un Yeni Tasarımı

Bazılarınızın da bildiği gibi Facebook’u sevmeyen ama hayvanlar gibi de kullananlardanım. Facebook da güzeldi eskiden, bayramlar da öyleydi hani. Aslında anlatamıyorum ben. Şöyle ki ben Facebook’tan nefret etmiyorum aslında. Bu güzel icâdın nasıl içine edildiğini hayretler içerisinde izliyorum sadece. Zaten Facebook’ta izlemekten ötesine gitmiyorum da çoğu zaman. Eskiden Facebook güzeldi anlayacağın.

Gece saat 00.00 sularında, tam da monotonlaşmaya başlamış internet serüvenime bir nebze olsun can katan Facebook’a buradan teşekkürlerimi iletirim.(Başıma bir şey gelmeyecekse?) Bu arada yeni arayüz henüz tüm kullanıcılar için  aktif değil maalesef. Sebebini sormayın, ben de bilmiyorum.

face anasayfa Facebookun Yeni Tasarımı

Anasayfa - Facebook Yeni Tasarım

Yine de bana göre; Facebook’un arayüzü basitleştirme, daha kullanışlı bir hale getirme çalışmaları zaman aşımına uğradı. Face’in bu arayüze ulaşana dek ne kadar saçmaladığına 350 milyon şahit!

face profil Facebookun Yeni Tasarımı

Profil - Facebook Yeni Tasarım

Yeni tasarımda üstmenü hârikulade olmuş ilk olarak. Çevrimiçi arkadaşların yan menüye taşınması ve sohbet çubuğunun hâlihazırda bulunması, sadece kullanıldığı zaman genişlemesi güzel bir düşünce. Fakat anasayfanın alt kısımlarına doğru ilerlediğinizde, içerik bloğunun sağ ve sol yanlarında bulunan çizgiler biraz fena geldi bana, baydı. “Yeni tasarımı beğenmeyen bizden değildir.” derler şimdi, çok kırılırım.

Yazı sonu sosyal mesajları:

  • Allah’ı seven 999.999.999 kişi henüz bulamamışlar. Mümkünse bi’ el atın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun(!)
  • How to suck at Facebook? Paylaşmasam ölürdüm.

Kelimebaz: Sevan Nişanyan

Düşüncelerini çekinmeden söyleyebilme cesaretine sahip, açık sözlülüğü tavan yapmış, 12 dil bilen, ülkesi için çalışan bir Türkiyeli… Böyle tanımlamalardan nefret etsem de bunu yapmam gerekiyordu, sebebini sormayın.

Elbette tabuları yıkma girişiminde bulursanız cezalandırılırsınız. Doğduklarında böyle yaşaması gerektiği söylenen bu insanların umutlarını ellerinden alıyorsunuz. Sinirlenecekler, küfredecekler, saygı duyamazlar. Yanlış da olsa düşünceleriniz üzerine düşünemezler bir an bile. Çünkü onlar düzenin sağlanması için söylenen hikayelere fazlasıyla inandılar. Çünkü onlar anlatılan tarihi hikayelere inandılar. Güzel olan hikayeleri zihinlerinin baş köşesine kazıdılar. Gören gözlerinin sınırları, sahip oldukları at gözlüklerinin ötesine geçemedi.

Tarihi okul kitapları dışında incelemeyen, kulağa güzel gelen her hikayeye inanan ve ezber yapan bu zihniyetin biraz olsun düşünüp, sorgulaması gerekmiyor mu?

sevan Kelimebaz: Sevan Nişanyan

İnançlara değil, insana saygı duyarım.

Sevan Nişanyan’ı tanımak: Ekşi Sözlük, Wiki

Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.

Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.

Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!

(Taraf, 21 Eylül 2009)

Düşüncelere saygı duymayı öğrenmek gerek. Sevan Nişanyan tarih, din ve siyaset üzerine düşüncelerini dile getirdiği için ölüm tehditleri alıyorsa öküzümsü insanlar şüphesiz var! Böyle bir zamanda onun arkasında durmayı göze alamayan Taraf gazetesi de düşünceye olan saygısını ve değer yargısını açıkça gösterdi. (Ayrıntılı bilgi) Bir kişinin tüm düşüncelerine katılmanız mümkün değildir. Sevan Nişayan’ın düşüncelerinin büyük bir kısmına katılıyorum ve ilgiyle takip ediyorum.

Bazı yazıları:

Sevan Nişanyan’ın Taraf gazetesindeki tüm yazıları: http://www.taraf.com.tr/yazilar.asp?id=102

Sigara Zammı: Sağlımızı Düşündüğünüz için Teşekkür Ediyoruz(!)

Halkının sağlığını düşünen devletimiz son yıllarda sigara vergilerinde büyük oynamalar yapıyor. Kimse sigaranın zararsız olduğunu söylemiyor elbette. Ama özgür irade diye bir şey var. Sigara karşıtı topluluklardan gazı alan devlet sigara vergilerini artırarak cebini dolduruyor. Zaten bağımlı kesim içeceğini içiyor yine.

sigara Sigara Zammı: Sağlımızı Düşündüğünüz için Teşekkür Ediyoruz(!)

Bir Bağımlı için Bu Fotoğrafın Neler İfade Ettiğini Düşünün?

Yani devlet vergileri artıyor dolayısıyla sigara fiyatları artıyor sonuç olarak giren yine halka giriyor. Şimdi devlet benden tek bir kuruşumu bile alamaz diyebilir misiniz? Bal gibi de alır işte. İşçi zam istiyor; öğretmen, çöpçü zam istiyor. Greve giden topluluklar karşısında devlet de duyarsız kalamayacağı için isteklerini karşılıyor genellikle. Şimdi siz bunun yanınıza kalacağını mı düşündünüz?

Zam öyle küçümsenecek gibi de değil. Günde bir paket sigara tüketen bir bağımlı vatandaşımız açısından olaya bakın. Paket başına 1.25 lira daha fazla ödeyecek. Bu da ayda 30 paket yani 37,5 lira gibi bir ücrete denk geliyor. Bu zamdan sonra devlet bir bağımlıdan ayda 37,5 lira daha fazla kazanıyor. Bunu toplam bağımlı sayısı ile çarptığınızda gelin de görün bu vahim durumu. Bu sadece günde bir paket tüketen bağımlılar tabi. Günde iki paket tüketen bağımlılar ve diğer bilimum sigara tüketicilerinden bahsetmiyoruz bile. (Tekrar hatırlatmak isterim: Bu sadece devletin son zam sonrasında cebine girmeye başlayan para. Yani paket başına 1.25 liradan çok daha fazla kazanıyor.)

Sigara fiyatlarını artırarak sigara kullanımını azaltamayacaklarını elbette onlar da biliyor. Ama işlerine gelen bu.

Fırsatınız varken halkı sömürün!

  • My latest tweets

    Beni Twitter'da takip edin!
  • Flickr Gallery

  • Bu blog BloggerV.com üyesidir.