Sinema

Hiçbir İçeceği Bu Kadar İstemedim

True Blood! Pek kutsal dizimiz. Efendim yayınlandığı ilk günden beri beğenerek izliyorum. Bunu biliyordunuz zaten. Ki bu diziye adını da veren bir içeceğimiz var: Tru Blood. Ben hayatımda hiçbir içeceği bu kadar istemedim tamam mı?! Satışa sunulduğu ilk günden beri aramaktayım. Hâlen Türkiye’ye ulaşmış değil. Çeşitli sitelerdeki yarışmalarda, kısıtlı sayıda dağıtılıyor ama şans benimle olmadı maalesef.

True Blood İçeceği

True Blood İçeceği

Eğer bu dizinin bir izleyicisi değilseniz muhtemelen konuyu anlayamayacaksınız. İlk olarak True Blood dizisini anlayın. True Blood aslında gazlı bir kan portakalı içeceğidir.

Efendim bu değerli içeceğimizin ben daha tadına bile bakamamışken bazıları fanteziler yaratmışlar. İçime oturdu! Elinizde varsa, olabilecekse ilgileniyorum lütfen iletişime geçin. Şimdi True Blood içeceği ile yapılan kokteyllere göz atın.

İşte True Blood içeceği ile yapabileceğiniz kokteyller:

  • The Fangbanger / Tru Blood + vodka
  • Death on the Beach / Tru Blood + şeftali aromalı likör + ananas suyu + vodka
  • Plasmapolitan / Tru Blood + Absolut limon + portakal likörü + taze limon suyu

True Blood Kokteyli

True Blood Kokteyli

Yazı sonu tavsiye bağlantıları:

  • 3. Sezon bekleyişimiz devam ederken severek takip edin efendim: True Blood Türkiye.
  • İçeceğin ABD’deki satışı ve fiyatları için şuraya göz atın.

Yönetmenimiz Alan Ball‘a selamlar. Dizimizin soundtrack’i “Bad Things” ile başbaşa bırakıyorum sizi. More >

Little Miss Sunshine(2006)

Little Miss Sunshine hüzün ve komedinin uyum içerisinde işlendiği güzel bir film. En iyi orjinal senaryo ödülü ile birlikte 2 oscar almış. IMDB’de 8.1 puanı var ve top 250′de 232. sırada.(Daha fazlasını hak ettiğini mevzusuna girmiyorum bile)

Little Miss Sunshine

Emektar bir Volkswagen minibüs. Bu minibüsü filmin baş rolü olarak kabul ediyorum.

“Dünyada iki tür insan vardır. Kazanlar ve kaybenler…”. Winners – Losers çelişkisi arasında kaybolan, aslında kendisi de pek kazanan tarafa yakın olmayan ama millete nasıl birer kazanan olabileceğini anlatan bir baba. Ve bu babanın içler acısı 9 aşamalı “Kaybetmeye Hayır” programı…  Richard Hoover

Proust uzmanı, gay bir dayı. Sevdiği adam bir başka proust uzmanı arkadaşıyla birlikte olunca bunalıma girip intihara kalkışmış bir adam. Frank Ginsberg

Nietzsche hayranı bir abi. Jet pilotu olmak istiyor ve bunun için sessizlik yemini etmiş. “I hate everyone” diyor. Demiyor aslında yazıyor. Kendini hayallerine gereğinden fazla kaptırmış bir eleman. Dwayne

Uyuşturucu bağımlısı, yaşına rağmen hala azgınlığının zirvesinde olan bir dede. Torununu “Little Miss Sunhine” yarışması için çalıştırıyor. Grandpa Edwin Hoover

Anne içlerinden en normali. Ya da ben kaçırdım. Sherly Hoover

Ve çok şirin minikler miniği bir kız. Bu kadar mı şirin olunur denecek derecede. “Little Miss Sunshine” adlı çocuk yarışmasına katılmak istiyor. Olive Hoover

Little Miss Sunshine

Ve bu kaçık dolu aile, herşeyin kötüye gittiği bir zamanda minik kızları için “Little Miss Sunshine” yarışmasına doğru yola çıkıyorlar.

Her şeye rağmen bir arada kalabilmenin; onurlu ve mutlu bir yaşam için verilen mücadelenin iyi bir örneği. “Ağlayayım mı güleyim mi?” diyebilirsiniz bir çok sahnesinde. Hüzün ve komedinin kafanıza sokulacağı, doyuran bir yapım. Ve son olarak o VW minibüsü istiyorum! More >

Pan’s Labyrinth

poster laberinto del fauno Pans Labyrinth Yönetmenliğini ve senaristliğini Guillermo del Toro’nun yaptığı film drama, fantastik, gizem ve korku kategorilerinde listeleniyor. IMDB puanı 8.5 olan film Top 250′de 69. sırada yer alıyor. Ayrıca film 3 dalda Oscar almış.

Pan’ın Labirenti bende ayrı bir yeri, kendine göre bir orjinalliği olan bir filmdir. Filmin kurgusunu, oyuncularını ve özellikle de müziğini çok beğendim. Hayal gücü üzerine kurulu, zaman zaman korku filmleriyle yarışabilecek korku sahneleri ile her yaşta insanın izleyebileceği güzel bir yapım. Pan’ın Labirenti bir nevi “Büyükler için Peri Masalı”.

Filmin dili İspanyolca. Uzun zamandır İngilizce film izlememden olsa gerek bende ayrı bir hava yarattı. İspanyolca’yı sevdirdi adeta. Mutlaka izlemelisiniz.

Beyazperde açıkalaması#;

1944 yılı İspanya’sında, sivil savaş kargaşası sona ermiş görünse de, Navarra’nın kuzeyindeki dağlık bölgelerde çatışmalar sürmektedir. Kendi hayal dünyasında yaşayan 10 yaşındaki Ofelia, hamile annesi Carmen’le birlikte, Navarra’ya, üvey babası Kaptan Vidal’in yanına gider.

Kaptan Vidal, faşist yönetimin emrinde çalışan ve sınırları isyancılardan temizlemekle görevli bir memurdur. Sert mizacı ve otoriter tavrı nedeniyle üvey babasıyla en ufak bir yakınlık kuramayan Ofelia, bir gün arka bahçelerinde, esrarengiz bir labirent keşfeder. Bu labirentin içinde tanıştığı, gövdesinin yarısı insan yarısı yaratık olan Pan’la yaşayacakları, Ofelia’nın bütün yaşamını değiştirecektir.

Film ile ilgili diğer bilgiler yazının devamında. More >

  • My latest tweets

    Beni Twitter'da takip edin!
  • Flickr Gallery

  • Bu blog BloggerV.com üyesidir.