Omegle Rahatlatır. Hey Stranger!
17 Kas
Keyfimin hiç de olmadığı bir anda kafamı dağıtmak adına çılgınca arayışlar içine girmem ve Omegle ile karşılaşmam… Omegle geçen seneki çizgisini koruyor ve sistemde bir değişiklik göremedim. Ama karşılaştığım strangerdan olsa gerek bu sefer bi’ başka ilgimi çekti.

Bazen kendine anlatıp durduğun, beynini tırmalayan o düşünceler aklında o kadar hızlı döner ki yetişemezsin. Devamlı düşünürsün ama bir sonuca ulaşamazsın. Ve daha da kötüsü sonuca ulaşamayacağını bilerek düşünmeye devam edersin. Birileriyle paylaşmak istersin ama kendinden bile saklaman gerektiğini düşündüğün bu düşüncelerini paylaşmak hiç de kolay değildir.
İşte tam da bu durumdayken Omegle çok iyi bir alternatif olabiliyor. Eğer eğlenmek istiyorsan, rahatlamak istiyorsan karşındakinin yalan söyleme ihtimalini göz ardı etmen gerekiyor. Hatta amacın içini boşaltmak değil de eğlenmek ise senin de biraz yalan söylemen, farklı kişiliklere bürünmen pek absürd kaçmıyor. Kimlik gizliliği bu tartışma ortamına daha da gizemli bir hava katıyor. Adam gibi bir stranger bulman gerekiyor önce. Sana kamera açacağını vaadeden, sosyal hesaplarının adresini gönderen gerizekalıları eledikten sonra aradığın stranger’i buluyorsun.(Denedim, oluyor.)
Omegle‘ı yerel chat siteleri ile karşılaştırmayın. Ve ne olursa olsun Türk görürseniz kaçın efendim! Yerel chat sitelerindeki durumu anlatmama hiç gerek yok zaten siz biliyorsunuz. Abazanlar Omegle’ı da duymuş. Umarım tartışabilecek bir stranger bulabilirsiniz.
Efendim bugünki Omegle serüvenimde stranger dostumla din, Adolf Hitler, Atatürk, True Blood, vodka ve aklımı kurcalayan birçok kişisel meselelerim hakkında uzun uzun sohbet ettik. Çok eğlendim, çok rahatladım. Uzunca bir sohbetin ardından bana tekrar ulaşabilmesi için Almanya’da ikâmet eden stranger dostuma email adresimi ve dolayısıyla da blogumun adresini verdim.
Sana sesleniyorum stranger dostum: Contact me!
Bu serüvenimin ardından sözlükte biraz bakındım. Çok da eğlendirici başlıklar buldum:
Hiçbir İçeceği Bu Kadar İstemedim
10 Kas
True Blood! Pek kutsal dizimiz. Efendim yayınlandığı ilk günden beri beğenerek izliyorum. Bunu biliyordunuz zaten. Ki bu diziye adını da veren bir içeceğimiz var: Tru Blood. Ben hayatımda hiçbir içeceği bu kadar istemedim tamam mı?! Satışa sunulduğu ilk günden beri aramaktayım. Hâlen Türkiye’ye ulaşmış değil. Çeşitli sitelerdeki yarışmalarda, kısıtlı sayıda dağıtılıyor ama şans benimle olmadı maalesef.

True Blood İçeceği
Eğer bu dizinin bir izleyicisi değilseniz muhtemelen konuyu anlayamayacaksınız. İlk olarak True Blood dizisini anlayın. True Blood aslında gazlı bir kan portakalı içeceğidir.
Efendim bu değerli içeceğimizin ben daha tadına bile bakamamışken bazıları fanteziler yaratmışlar. İçime oturdu! Elinizde varsa, olabilecekse ilgileniyorum lütfen iletişime geçin. Şimdi True Blood içeceği ile yapılan kokteyllere göz atın.
İşte True Blood içeceği ile yapabileceğiniz kokteyller:
- The Fangbanger / Tru Blood + vodka
- Death on the Beach / Tru Blood + şeftali aromalı likör + ananas suyu + vodka
- Plasmapolitan / Tru Blood + Absolut limon + portakal likörü + taze limon suyu

True Blood Kokteyli
Yazı sonu tavsiye bağlantıları:
- 3. Sezon bekleyişimiz devam ederken severek takip edin efendim: True Blood Türkiye.
- İçeceğin ABD’deki satışı ve fiyatları için şuraya göz atın.
Yönetmenimiz Alan Ball‘a selamlar. Dizimizin soundtrack’i “Bad Things” ile başbaşa bırakıyorum sizi. More >
Günün Anlam ve Önemi: 10 Kasım
10 Kas
10 Kasım: Kimilerine göre çıkar ilişkisi ve duygu sömürüsünden ileriye gidemeyecek bir gün. Bulunduğu konum gereği pek de hüzünlü bir konuşma yapar biri; belki saygı kazanmak adına, belki de geleneklerin yerini bulması adına… Daha da ilginç olan nokta o birisi neyi andığının hiç farkında olmamıştır. Ya da farkında olmak istememiştir aslında. Çıkarın maskelerinizi, en azından bunu yapabilin şerefiniz adına-varsa-.

Demokratik s*kindiriğin ertesinde, çok da resmî bir 10 Kasım’da söyleceklerim pek de kibarca olmayacaktır elbette. Söylenmesi gereken şeyler var gerektiğinde. Şu anda yaptığım da tam olarak bu. Eğer demokrasi buysa, Atatürkçülük buysa, milliyetçilik buysa özür dilerim yanıldığım için. Ben bu sıfatların hiçbirini taşımıyorum(!)
Tanrı’nın bahçesi değil bu ülke. Kendinize gelin.
Atatürk ölmedi. Çünkü bir fikri öldüremezsiniz, bir ülküyü asla öldüremezsiniz. Zihinlerimizde yer edindiği sürece… Sonsuza kadar yaşayacak olana saygılar efendim. Ölümsüzlüğü bize gösterene saygılar, sevgiler…
Yok edilmeye çalışanın yaşatılması adına(Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi): More >
Değişiklik Güzeldir
8 Kas
Blogumun görünümden aşırı derece sıkıldığımı her fırsatta belirtiyordum. Biraz hayal kurarak kendime güzel bir tema yapmaya bile karar vermiştim. Ve bu aralar buna vakit ayıramayacağımın farkına vardım. Huyum batsın çok kararsızımdır. Hâlihazırda temalar arasında eleme yaparken neler çektiğimi ben bilirim.

Twitter, Flickr ve Last.FM üçlüsünün entegresinde sorun yaratmayacak; eski temam gibi çok da renkli olmayacak bir tema arıyordum. Bugün ise Snarfer’a göz atarken Mystique temasıyla karşılaştım. Ve tam da aradığım şeyi bulduğumu farkettim. Eski temamı da boş bir zamanımda derleyip paylaşmayı düşünüyorum.
Bu arada uzun zamandır yazı sonu fırsatlarımızdan faydalanamadığınızın -evet, çok da fazla yazamıyorum buraya- farkındayım. Tam da bu sıralar bulunduğum havanın etkisiyle Placebo’nun Broken Promise parçasını paylaşıyorum. Dinlemek için yazı sonuna ışınlanmayı unutmayın.




